Bağışıklık Sistemi ve Hijyen

Bağışıklık sistemimizin gücü ve hastalıklara yakalanma oranımız, sağlıklı olmanın ve hijyenik bir ortamda bulunmanın dışında çok önemli bir detaya daha bağlı. Anne karnındaki evremiz ve doğum şeklimiz. %50 doğduğunuz donanım, diğer %50 ise yaşam şeklinizdir. Bir bebek, anne babasından aldığı genler ve gelişim süreci boyunca annesinden besin anlamında aldıklarıyla gelişir. Genetik kodlarınızın üzerine eklenecek artılar doğum şekliyle birlikte, siz daha dünyaya gelirken oluşmaya başlar. Vajinal yolla normal doğan bir bebek, doğuş kanalında anneden aldığı bakterilerle ilk bağışıklığını kazanmış olarak dünyaya gelir. Normal doğum sırasında harcadığı efor immun sistemin güçlenmesinde etkili rol oynar. Doğduğu andan itibaren, annesini emmesi, ağız sütü denilen kolostrum sütünü içmesi, güven ve sevgi dolu bir ortamda anneyle ten tene ve göz temasında bulunması dünyaya alışması ve bedenin güç depolaması için bağışıklık hanesine artı puanlar olarak yazılır. Bundan sonrasını, sağlıklı ve dengeli bir beslenme, fiziksel hareketlilikle birleştirilmiş stressiz bir yaşam oluşturursa, bağışıklık sistemi mikroplara karşı her zaman 1-0 önde diyebiliriz. Peki ya hijyen? Hijyenik bir ortam sizin bağışıklık sisteminizin gücüne göre değişiklik gösterebilir. Doğuştan itibaren tüm artıları toplayarak ilerlediyseniz çok hijyenik olmayan ortamlarda dahi hasta olma olasılığınız diğer insanlara göre daha düşük olacaktır. İnsan vücudunun kendini sürekli yenilediğini hatırlatmakta fayda var, tüm şartları oluşturan mükemmel güçlü bir bünyeyeye sahip olsanız bile üzgün, stresli anlar ve sağlıklı beslenemediğiniz dönemlerde daha kolay hasta olabilirsiniz. Yani, yola doğru başlayıp sürekli doğru devam etmeniz gerekir. Bana bir şey olmaz demeyin, her zaman için tedbiri elden bırakmayın. Tüm bu detaylar sizin ve çocuğunuz için aynı oranda geçerli olsa da gelişimini tamamlamış bir yetişkin bir bebeğe göre tüm kalelerini ve askerlerini savaşa hazır etmiş ordu gibidir. Yeni doğan bebeğinizin bedeni ergenliğin sonuna kadar kale ve asker inşa edeceği için, bu yapım aşamasını her anlamda ne kadar verimli geçirirseniz güçlü bir bağışıklık ve sağlıklı bir yaşam için o kadar etkili olacaktır. Temizlik konusuna gelecek olursak her şeyi belli bir dengede tutmakta fayda var, kimse çok kirli bir ortamda bulunmak istemez ama bilinen bir gerçek varsa vücudun mikroplara da ihtiyaç duyduğudur. Mikroplarla savaşmak için, onları az da olsa tanımak gerek, yani çocuğunuza sonsuz hijyen sağlamak için saçınızı süpürge etmekten vazgeçebilirsiniz. Bırakın biraz toprağa dokunsun, yerlerde yuvarlansın, kirlensin. Tabi belli bir sınır koymakta da fayda var, yere düşen bir meyveyi ağzına götürmesi sorun yaratmayabilir ama kimyasal ilaçlarla kaplı bir meyveyi yıkamadan yemesi sorun olabilir. Hijyeni abartmanıza gerek yok ama kimyasallara dikkat edin, özellikle katkı maddeli hazır yiyecek ve içecekler çocuğunuzun sağlığı için çamurlu bir parktan daha tehlikelidir. Sonuç olarak bebeğiniz sizden daha hassas, onu sağlıklı besleyerek ve sevgi dolu bir ortamda büyüterek, bal dök yala şeklinde temizlenmiş bir ortama göre hastalıklardan daha iyi koruyabilirsiniz. Günlük havalandırmalar, tozsuz bir ortam, güneş ışığı, temiz hava, bol bol oyun, sevgi dolu kucaklamalar ve doğal besinler sizin ve onun için yeterli hijyeni ve güçlü bir bağışıklığı oluşturmaya yetecektir.

2018-08-28T21:59:20+00:00