FREKANSINIZI KORUYARAK İLETİŞİMDE KALIN

Bedeninizin de bir frekansı olduğunu biliyor muydunuz? Frekans, bir şeyin birim zamandaki titreşim sıklığıdır ve dünyada var olan her şey sürekli olarak hareket ederek kendine özgü bir titreşim sıklığı oluşturur.

Bedeninizdeki hücreler de hareket halindedir. Bu hareketin hızı sizin frekansınızı oluşturur. Tıpkı radyo frekansı gibi, insanlar da kendisiyle aynı frekanstaki insanları yakalar ve onlarla iletişim kurar.

Frekansınızı oluşturan birçok şey vardır. Yaşam tarzınız, beslenmeniz, düşünceleriniz ve hisleriniz. Dengeli bir yaşamda düzenli akan frekansınız sayesinde, sizinle aynı düzeyde frekanslara sahip insanlarla çok iyi anlaşabilirsiniz.

Peki ne oluyor da bazen işler anlaşılmaz bir hal alıyor. Karşınızdaki insanla sanki aynı dili konuşmuyor ve anlaşamıyorsunuz. Sanki aynı frekansta değil gibi misiniz? Evet, doğru bildiniz bazen frekans ayarlarınız bozuluyor.

Nasıl mı? Hava da bir iletkendir ve günümüzde etrafımız kablosuz ağlarla, dijital sinyallerle, yapay frekanslarla dolmuş durumda. Gözünüzle göremeseniz de bulunduğunuz ortam adeta yosunlarla kaplanmış bir deniz gibi. Berrak bir suya atılan bir damla mürekkep suyun her yerine nasıl yayılıyorsa, havada bulunan her türlü sinyal de etrafa yayılarak sizin beden titreşiminize karışıyor. Doğal olmayan bu yapay titreşimler sizin frekansınızı değiştirerek etrafınızla olan iletişiminizi bozuyor.

Radyo alıcısı ve vericisi gibi, karşımızdaki kişiyle ses ve beden diliyle iletişim kurarız. Verdiğimiz sinyal karşı tarafa doğru geçmiyorsa, ya da aldığımız sinyal doğru değilse, iletişim halinde olduğumuz kişiyle anlaşmanız mümkün değildir.

İnsanoğlunun icat ettiği, doğal olmayan ve iletişimsel akım üreten her şey frekansımızı etkiler. Radyo, televizyon, cep telefonu, kablosuz ağlar, ve radyo frekansla çalışan etrafa belirli bir titreşim yayan elektronik tüm cihazlar.

Bu durumda, teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da iletişimsizliğe yol açıyor demektir. Yani, uzaktaki bir yakınınızla cep telefonuyla konuşurken, o an yanınızda olan kişiyle iletişiminiz siz farkında olmadan bozuyor ise ortada çözülmesi gereken ciddi bir paradoksumuz var.

Doğayla baş başa kaldığınızda zihninizin dinlendiğini hissetmenizin nedeni de yine aynı sebeptendir. Beyninize karışan milyonlarca farklı sinyal olmadığında, beyniniz doğal görevlerini en mükemmel şekilde yerine getirir. Zihninizin, pürüzsüz akan bir nehir gibi aktığını hissedersiniz. Organlarınız mükemmel çalışır, nefesiniz düzenlidir, düşünceleriniz duru ve net, duygularınız enerji doludur. Adeta format atılmış bir bilgisayar gibi taze ve yeni hissedersiniz. Bu durum, teknolojik yaşantınıza döndüğünüz anda son bulur. Tekrar aynı hissetmek için tatile ihtiyacınız olduğunu düşünebilirsiniz. Aslında ihtiyacınız olan tek şey yapay sinyallerden uzak durup doğal bir ortamda yaşayarak frekansınızı korumaktır, tabi yapabiliyorsanız.

Sevgilerle

Özge ÇARMIKÇIOĞLU

2018-08-28T21:59:18+00:00